21 Ekim 2011 Cuma

Yalnız Bir Yazar Olarak Peyami Safa’nın Fikriyatı (1)

Türkiye edebiyatında vaziyet-i umumiye hakkında “Bizde bir edebiyat tarihine veya antolojiye girmek için edebiyata mensub olmak ne şarttır ne de kâfidir.” der Peyami Safa. Edebiyatçı olmak şart değildir çünkü ne idüğü belirsiz birkaç karalama sayesinde “şair” diye vasfolunabilirsiniz; kâfi de değildir, çünkü tuğla gibi kitabınızla hiçbir yere “tutunamadan” da ölüp gidebilirisiniz. Bunu tesbit edecek kıstaslara olan yaklaşımımızı, dünya edebiyatı içindeki yerimize bakarak bulmak mümkündür.

 Peyami Safa’nın işaret ettiği husus kamplaşmalardır muhakkak. Şu bir hakikat ki; bir san’at olarak edebiyatın en zayıf noktası, ruhundaki toplumsal bağlamların yozlaştırılarak siyasi mihverlere malzeme yapılmasıdır. Ki bu sebepten ötürü birçok edebi nimet kuşa dönerken çok büyük olabilecek eserler ıskalanmıştır. Özellikle bizimki gibi siyasetin köy kahvehanelerini bile bölebildiği toplumlarda gerçek bir “anlayış” içermeyen sanat anlayışları,

8 Ekim 2011 Cumartesi

Pozitif bilimin üstünlüğü meselesi



Pozitif bilimin üstünlüğü araştırmaların, argümanların sonucu olarak tezahür etmiş değildir. Bu üstünlük siyasetle, kurumlar aracılığıyla ve hatta asker gücüyle ihdas edilmiştir. 

Paul Feyerabend: Bilim Kilisesi-Özgür Bir Toplumda Bilim (1991:156)