8 Aralık 2013 Pazar

Alper Gürkan'la Mütercim Romanı Üzerine Söyleşi

Hece-Kasım 2013
Konuşan: Hatice Bildirici
Hatice Bildirici: Cumhuriyetin ilk yıllarının Ankara’sında geçen bir dönem romanı yazdınız. Ele aldığı bu özel dönem itibariyle Mütercim’e siyasi bir roman diyebilir miyiz?
Alper Gürkan: Maksadım açısından şahsen Mütercim’i siyasî roman ya da tezli roman gibi sınıflandıramam. Elbette roman kişileri anlatılan dönem içerisinde siyasî bir cereyana maruz durumdalar ve hikâyeyi etrafında biçimlendirdiğim Mütercim karakteri de hem toplumsal değişmeyi hem de üzerinde çalıştığı eserle ilgili yapılan ideolojik baskıları gözlemleyerek buna göre kendince tedbirler geliştiriyor. 1924’te Ankara’da Meclis tarafından denetlenen resmî bir çeviriyle uğraşan bir memurun yaşadıklarını siyasal ortamdan bağımsız anlatmak bana hem doğru gelmediği için hem de bunu roman ve sanat anlayışıma uygun bulmadığım için siyasî atmosferi gerektiği ve benim algıladığım kadarıyla yansıtma ihtiyacı duydum.

H.B.: Sizin için dönemi aydınlatmak mı kahramanın dönüşümünü anlatmak mı öncelikliydi?
A.G.: Romanın ya da romancının dönemi aydınlatmak anlamında bir çabası olması gerektiğini düşünmüyorum. Romanlar üzerinden belirli bir dönemi anlamak ihtiyacı duyulabilir, edebiyat tarihçileri ya da edebiyat sosyologları bu yönde çalışabilirler elbette. Ama sanat gayesiyle çalışan bir yazar için böyle bir çaba sanatın sınırlarını aşacaktır. Benim için öncelik, ele almak istediğim meselenin en uygun çerçevesini oluşturmaktı. Bu mesele zaten doğrudan insana ilişkin varoluşsal bir sorun olarak dünyanın her yerinde farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda, farklı biçimlerde her daim yeniden yaşanıyor ve yaşanmaya da devam edecek. Fakat bu, romanda anlatılan dönemin rastgele seçildiği anlamına gelmiyor elbette. “Uygun çerçeve” derken kastettiğim, sanatsal özün oturtulduğu biçim gibi benim açımdan insanî bir meselenin yaşadığımız zamanda anlamı yansıtacak kabuğudur.