30 Mart 2026 Pazartesi

Evaluating the Treatment of Religion in Scientism

Bu çalışma, bilimciliğin din olgusuna yönelik iddialarını epistemolojik ve mantıksal tutarlılık açısından eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Analizin odak noktasını, bilimsel bilgiyi yegâne meşru bilme biçimi olarak kabul eden ve bu doğrultuda dinî ile metafiziksel iddiaları birer "yanılsama" olarak nitelendiren bilimci yaklaşım oluşturmaktadır.

Çalışmada, transandantal felsefî çözümleme yöntemi kullanılarak, hem popüler bilimci söylemlerde hem de teknik açıdan katı natüralist çerçevelerde görülen temel bir metodolojik kusur irdelenmektedir. Makalede, bu dünya görüşlerinin doğasında yer alan biyolojik determinizmin, bilimsel hakikatin izini sürmek için gerekli olan normatif temelleri nasıl geçersiz kıldığı tartışılmaktadır. Bilimciliğin sunduğu katı natüralist perspektifin, ironik bir biçimde bilimsel hakikatin kendisini de biyolojik bir "uyum yanılsamasına" dönüştürdüğü savunulmaktadır.

Sonuç olarak metin, bilimciliğin dini dışlama çabasının, bizzat bilimin kendi rasyonalite zeminini sarsan bir iç çelişki barındırdığını ortaya koymaktadır.

Makale Özeti:
Bu makale, bilimciliğin din hakkındaki iddialarını epistemolojik ve mantıksal tutarlılık açısından eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Analizin merkezinde, bilimsel bilginin yegâne meşru bilme biçimi olduğunu savunan ve dolayısıyla dini ve metafizik iddiaları yanılsama olarak niteleyen bilimci iddia yer almaktadır. Transandantal felsefî çözümleme aracılığıyla çalışma, bilimciliğin hem popüler tezahürleri hem de teknik açıdan titiz katı natüralizm içerisindeki ortak bir kusuru ortaya koyar: Bu görüşlerin doğasında bulunan biyolojik determinizm, bilimsel hakikatin izini sürmek için gerekli normatif temelleri geçersiz kılmaktadır. Böyle bir dünya görüşünün bilimsel hakikatin kendisini uyumla ilgili bir yanılsama hâline getirdiğini gösteren çalışma, temel epistemik istikrarsızlığı açığa çıkarmaktadır. Bu kusurlar, geleneksel olarak felsefe ve ilahiyat tarafından ele alınan alanlara uygulandığında bilimci akıl yürütmeyi savunulamaz hâle getirmektedir. Betimleyici-normatif ikiliği ve fenomenal-ontolojik sınır ayrımı gibi transandantal sınır koşullarını tanımlayan makale, dinî fenomenlerin anlaşılmasında bilim dışı disiplinlerin meşruiyetini onaylayan epistemik çoğulculuğu savunmaktadır . Çalışma, bilimin tüm hakikat iddiaları için evrensel bir üst çerçeve olamayacağını; dinin ise anlam, inanç ve aşkın deneyime dair soruların ele alındığı köklü bir alan olmaya devam ettiğini ileri sürmektedir. 

Dil: İngilizce 
Yayınlandığı Dergi: Beytulhikme: An International Journal of Philosophy
DOI Numarası: 10.29228/beytulhikme.89317

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder