Seyyid Hüseyin Nasr; İslam fikriyatı içinde “Vahdet-i Vücud,”
“Tasavvuf,” “kutsal ilim” gibi mes’eleleri tartışırken evrensel
anlamıyla “dinlerin aşkın birliği,” “ezelî hikmet,” “modernlik” gibi
konuları da ele alır, inceler ve yorumlar.
Tradisyonalist ekolün temsilcileri olan René Guénon,
Martin Lings, Frithjof Schuon gibi düşünürlerle paralel olarak modern
düşüncenin yarattığı bunalımı, İslam ya da dinsel tefekkür ile
karşılayıp aşmak imkânını sorgulayan Nasr; kitaplarında metafiziğin
“engellenmişliğine” rağmen hâlâ büyük kuvvetlere sahip olduğunu ileri
sürer ve modern dünya içerisinde yaşanırken gelenekselle olan bağların
sürdürülebilirlik imkânına kapı aralamaya çalışır.
