[www.derindusunce.org'ta yayımlanmıştır.]
“Aynı anda hem modern anlamda bir bilim adamı, hem de âlemi ve nefsi
Kur’an ve Sünnet’te izah edildiği gibi anlayan bir Müslüman olmak mümkün
müdür? Peki, hem bir sosyolog olmak, hem de tevhid kavramının iç
manasına uygun düşünebilmek mümkün müdür?”Mesela Müslüman bir bilim adamı, bedeni bir marazı ele alırken onun kaynağını açıklayan bir hadisle bilimsel bir tespit arasında köprü kurmayı başarabilir mi, buna gerek duyar mı? Ya da sosyal ilerlemenin olduğu kadar çatışmaların da sebebi olarak görülebilecek toplumsal eşitsizlikler, yaratımdaki tüm hiyerarşiye rağmen bir sorun olarak ele alınabilir mi? Özellikle pozitivizmin bilimsellikle eşdeğer kabul edildiği mevcut paradigma dahilinde bu sorular düşünen herkes için yanıtlarını arıyor.
